Katar katar satılıyor

Bir yandan “Türkiye’de hukuk yok, hukuk olmazsa demokrasi olmazsa, ülkeye yatırım gelir mi?” diyorlar..

En küçük muhalefet partisinden, en büyüğüne kadar hepsi aynı söylemle karşımıza çıkıyorlar.

“Osman Kavala’yı bırakmazsan, Selahattin Demirtaş’ı bırakmazsan, dış yatırımcı niye buraya gelsin ki. Yatırımcı hukuk olan yere güvenir, parasını getirir.. Ülkede hukuk olmadığını görürlerse, paralarını da getirip, yatırmazlar” diyorlar.. 

“Parayı Osman Kavala’ya mı yatıracaklar ki, onun cezaevinde olmasını, bahane ediyorlar” diyoruz, dinletemiyoruz.

“Yatırımı Selahattin Demirtaş’a mı yapacaklar ki, serbest kalmadığını söyleyip, finans getirmiyorlar” diyoruz, anlatamıyoruz..

Dış yatırımcı operasyonunun, siyasi iktidarın Akdeniz politikası ile yakından ilgili olduğunu.

Ermenistan’ın 28 yıldır süren işgalini bitirme kararlılığı ila bağlantılı olduğunu.

KKTC’de yıllardır mülk sahiplerine milyonlarca avroluk tazminat ödendiği halde, Maraş’ın kullanıma açılamadığı, 40 yıl sonra daha yeni adımlar atılması ile irtibatlı olduğunu..

Libya’daki Türk varlığının, tüm dünyayı rahatsız ettiği, bu sebeple Türkiye’ye operasyon çekildiğini hatırlatarak, bir-iki cümle kurduğumuzda..

Eski söylemleri ile tekrar karşımıza çıkıyorlar..

“Gelmez kardeşim, gelmez. Para gelmez bu ülkeye” diyorlar..

Hepsine eyvallah diyelim..

Siz deyin Tayyip Erdoğan’ın şahsi samimiyeti.

Ben diyeyim, “zaten olması gereken budur, Müslüman ülkelerin birbirine destek çıkması gerekir”..

Sonuçta onlarca zengin Müslüman ülke olmasına rağmen..

Birçoğu ABD’nin hegemonyası altında oldukları için..

Avrupa’nın tesiri altında oldukları için..

ABD’nin ve Avrupa’nın operasyon çektiği Türkiye’ye el uzatamıyorlar ama..

Katar, yatırım üzerine yatırım ile bize dostluğunu gösteriyor.

Son olarak da İstanbul Borsa’da % 10 hisse alımı ile yatırımını yapmış oldu.

Osman Kavala beni ilgilendirmez. Kim ne yaptı ise, yargılaması yürür ceza verilirse çeker” demiş oldu..

“Biz Selahattin Demirtaş’ın avukatlığını yapacak değiliz.. Her ülke, kendisine kurşun sıkan örgütlere ve onlara destek çıkanlara karşı gardını alır.. ABD’de nasıl ki El Kaide üyelerini bir kenarda tutun. El Kaide üyesi ile fotoğrafı var diye kimi işadamlarına ne yaptırım kararları alındı, ne yargılamalar yapıldı.. Türkiye’deki PKK örgütüne destek veren Demirtaş’ın da yargılanması, cezaevine konulması, bizim sorunumuz değil” demiş oldu..

Peki, “Batı’dan Türkiye’ye yatırım gelmez, çünkü bizde hukuk yok” diyenler birazcık utandılar mı?

Hayır.

Utanmadılar.

Utanmadıkları gibi, bir de utanmazlıklarına tüy dikip, “Katar katar satış” diye ahlaksızca manşetler attılar..

“Yatırım gelmiyor, gelmez” diyorlar..

Yatırım geliyor, bu sefer de “satış” diyorlar..

Affedersiniz, yatırım ne demek?

Parayı bastıran adam, ya fabrika satın alacak, ya kendisi fabrikayı açacak, ya bir şirkete ortak olacak..

Ne yapmalarını bekliyorsunuz, “Alın şu 300 milyon doları, tepe tepe kullanın, belge melge istemez. İstediğiniz zaman iade edersiniz” demelerini mi bekliyorsunuz?

Batıdan gelmediğini iddia ettiğiniz yatırımcı nasıl yapacaktı para transferini..

Karşılıksız para mı yollayacaktı?

“Herhangi bir getiri vermenize lüzum yok. Alın kullanın.. Hisse devri de gerekmez..” diyerek mi yatırım yapacaklardı.

Bir yandan “Sermaye artık küreselleşti, batı sermayesi, doğu sermayesi diye bir şey kalmadı.. Kim sermayeyi buraya akıtmak istiyorsa, ideolojisine bakmaksızın, ona kapıyı açmamız gerekir” diyorlar..

Diğer taraftan da Katar’ın getirdiği milyon dolarları, beğenmiyorlar..

Sanki İngiliz yatırımcı gelse, o gerçek dolarla gelecek..

Katar gelince, sahte dolarla geliyor..

“Yatırım” özelindeki hem de aynı günlerde sergilenen bu ikircikli tavır bile, Türk ekonomisine operasyon çekildiğini ve bunun dış ayağı olduğu gibi, bir de iç ayağı olduğunu net olarak önümüze koyuyor..

Bir bakanın istifası ile döviz % 8 değer kaybediyor ise…

Yatırım, üretim, işsizlik ve daha onlarca paritesi aynı kaldığı halde, üç günde paramız 1 TL değer kazanıyorsa..

Bir hafta sonra, “Nerede kalmıştık” diyerek.. “Demirtaş, Kavala dosyalarında hiçbir değişiklik dün de bu gün de olmadığı” halde.. Döviz tekrar, bakanın istifasından önceki eski seviyesine geliyorsa.. TL tekrar 1 TL’ye yakın değer kaybediyorsa..

Bu durumun, ekonomik verilerin doğal sonucu olduğunu hiç kimse iddia edemez..

Hiç kimse, bizim bu değişikliklerin ekonomik verilerden kaynaklandığına inanmamızı bekleyemez.

Ali Karahasanoğlu/Yeniakit

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir