Abdülhamid’e sahip çıkamadık Erdoğan’a sahip çıkalım!

Bundan tam 110 yıl önce bugün patlayan 31 Mart Vak’ası, tüm tarihçilerin ittifak ettiği gerçeğe göre, İngiliz gizli servisinin İstanbul’da başlattığı provokasyonlar sonucu yıllarca başıbozuk hale getirilmiş ordu mensuplarının, galeyana getirilen halk ile birlikte, “Şeriat isteriz” diyerek ayaklanması sonucunda yaşandı. Ayaklanmayı bahane eden İttihat ve Terakki Hükümeti, Selanik’ten Hareket Ordusu’nu getirerek müdahale etti ve ayaklanma bastırıldı. Ayaklanmanın faturasının kesildiği,

 

 

esasında İngiliz tertibinin tek hedefi olan Sultan 2. Abdülhamid Han, tahttan indirilerek Selanik’e sürgüne gönderildi. Abdülhamid Han sürgüne gönderilirken, kendisi gibi kadın kıyafeti giymiş arkadaşıyla arkasından bakan İngiliz casusu Lawrence’nin fotoğrafı, bütün tezgahı ortaya koymaya yetiyor. Sırf bu fotoğraf karesi bile ülkemizde yaşanan her türlü huzursuzluk ve sokak olaylarının arkasında dış güçlerin olduğunu ve bugün de ardı arkası gelmeyen yeni komploların ardında da yine aynı güçlerin bulunduğunu gösteriyor. Yaşananlar, 110 yıl önce Abdülhamid’i kurban veren Türkiye’nin, bugün Recep Tayyip Erdoğan’a sahip çıkılması gerektiğini hatırlatıyor.

 

 

İngilizlerden şeriat sloganı…Tarihçiler bu olayın, kendi zulümlerini örtmek isteyen İttihadçıların, 2. Abdülhamid’in tahttan indirilmesini temin etmek için, İngiliz Gizli Servisi’nin yardımı ile tertipledikleri bir olay olduğunda ittifak etmişlerdir. İngilizler şeytani akıllarıyla, suçun samimi Müslümanlara yıkılması için “Şeri’at elden gidiyor” sloganını yaymış, ardından hem samimi Müslümanların hem de Abdülhamid Han’ın hedef alınmasını sağlamışlardır. İttihadçılar, İngilizlerin yönlendirmesiyle kendilerinin tertipledikleri bu olayı dindara yıkmışlar ve kendileri gibi düşünen tarihçileri de kullanarak, olayın tarihe “irtica olayı” olarak geçmesini dikte etmişlerdir.

Enver Paşa: Bizim asıl sorumsuzluğumuz Siyonizme alet olmamız…27 Nisan 1909 Salı günü Sultan 2. Abdülhamid Han’ın Selanik’teki sürgün hayatı başlar. İttihat ve Terakki zihniyeti ülkeyi yönetmeye başladıktan sonra devlet yakasını felaketlerden kurtaramaz. Üç yıl altı ay Selanik‘te sürgün hayatı yaşayan Sultan 2. Abdülhamid Han daha sonra Beylerbeyi Sarayı‘nda öldüğü güne kadar âdeta hapis hayatı yaşar. Enver Paşa, Sultan 2. Abdülhamid Han’ı ziyaret ettikten sonra Talat Paşa‘ya gider ve ağlayarak şu tarihi itirafta bulunur; “Başımıza ne geldiyse bu adama yaptıklarımızdan geldi ve daha ne gelecekse o yüzden gelecek! Biz Turan yapmak istedik, viran olduk. Bizim asıl sorumsuzluğumuz Sultan Hamid’i anlamamak ve Siyonizme alet olmamızdır.”

31 Mart Ayaklanması nedir?   Ayaklanmaya giden süreçte özellikle 24 Temmuz 1908 – 14 Nisan 1909 tarihleri arasında, her iki tarafa ait gazetelerce, gerginliği artırıcı yayınlar yapıldı. Orduda itaat ve ahlak bozulmaya başlayınca, dinde hassas ama muhakeme-i akliyede eksik olan bazı nâdânlar, iyilik yaptıklarını sanarak bazı fitne tohumlarını ekmeye başladılar. Bu süreçte, devletin idaresi cahillerin elinde kaldı ve herkes kendi başına hareket eder hale geldi. İngiliz Gizli Servisi’nin tahrikleriyle hareket eden İttihad ve Terakkiciler, 31 Mart 1325 günü yani 13 Nisan 1909 tarihinde, gergin durumu fırsat bilerek tertiplerini fiiliyata dökmeye karar verdiler ve 3. Ordudan getirdikleri avcı taburlarına mensup neferleri sokağa saldılar. Başlarında tek bir subayın dahi bulunmadığı ve sadece başçavuş ve çavuşların komuta ettiği askerler, “Şeri’at isterüz” diye isyan ettiler. 25 Nisan’da Hareket Ordusu, Yıldız Sarayı’nı yağmaladı. Daha sonra da 27 Nisan 1909’da Meclis-i Umumi’yi toplayarak Abdülhamid’i hal’ kararını silah zoruyla aldırdılar. I. Ordu’ya talimat vermemekte direnen Padişah, Müslümanı Müslümana kırdırmakla itham edildi.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir