Ezana hakaret”in arka plânı

Taksimde, CHP ve HDP’lilerin başını çektiği bir güruhun ezan okunurken yuhalamada bulunması ve düdükler, ıslıklar çalmaya devam etmeleri beni çok rahatsız etse de hiç şaşırtmadı…

Çünkü orada CHP (İstanbul İl Başkanlığı seviyesinde) ve “sandık ortağı” HDP var. Bu partiler öteden beri ezana ve camie düşmandır! CHP daha kuruluşunda bu pozisyonu almış, alfabeden kılık kıyafete, hukuktan müziğe kadar tüm icraatlarını “halka rağmen” yapmıştır.

Bu cümleden olarak, 1932’de “Ezan-ı Muhammedi”yi susturmuş, camileri satmış, banka ardiyesi olarak kiralamış, hattâ “camilerin içine sıra konması veenstrümantal musıki eşliğinde ibadet” (sözde ibadet)edilmesi hususunda “Dinde Reform Lâyihası” hazırlatmıştır.

Din konusunda CHP’nin günahları saymakla bitmez: Lâkin bunların arasında “milli şuur”u en çok “Türkçe ezan” yaralamıştır.

Az-buz değil, “ezan” dedikleri “çığlık”, 1950 yılına kadar, tam 18 sene semalarımızda çınlamıştır. 1932’de dünyaya gelen çocuklar hiç “Ezan-ı Muhammedi” duymadan 18 yaşına gelmiştir. Bu çok elim, çok acı, milli şuur”u alabora eden bir durumdur.

1950 genel seçiminde iktidar değişmiş, millet eline geçen ilk demokratik fırsatı değerlendirerek “Ezan-ı Muhammedi”nin intikamını almıştır. Demokrat Partiiktidarının ilk işi de ezanı aslına çevirmek olmuştur. Dönemin Başbakanı Adnan Menderes de bu yüzden milletin gönlüne taht kurmuş, yine bu yüzden CHP bir daha iktidar yüzü görmemiştir (darbe şaşırtmaları hariç).

Milletin oylarına muhtaç olduğu dönemde (1950’den bugüne), CHP belki kurumsal olarak “ezan düşmanlığı”nı sürdürmemiştir, ama bazı CHP’lilerin din ve ezan düşmanlığı zaman zaman hortlamıştır.

MeselâCHP İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan, internet ortamına düşen bir ses kaydında (2012), “Ezanın Türkçe okunmasından yanayım, Türkiye’de halkın İslâm’ı değil, Arap kültürünü benimseyip yaşadığını düşünüyorum” demiştir.

CHP Ardahan milletvekili Öztürk Yılmaz ise(başka sebeplerden dolayı ihraç edildi) “Ezan Türkçe okusun ben anlıyım” şeklinde konuşmuştur.

Zaten vaktiyle Türkçeleştirilmesinin millete izahında da bu “anlamak” gerekçesi vardır: Hâlbuki ezanın namaza (ve tabii Allah yoluna) çağrı olduğunu, aynı zamanda zikir, fikir, şükür anlamına geldiğini çocuklar bile bilmektedir.

Taksim’de “Ezan-ı Muhammedi”yi ıslıklayanlar, yuhalayanlar arasında böyle bir geçmişin çocukları vardır…

Bir de HDP’liler vardır ki, HDP de ezan sabıkalısıdır! 

Sabıkası, “CHP’nin hüküm sürdüğü tek parti döneminde 18 yıl zorla okutulan ‘Türkçe Ezan’dan 61 yıl sonra BDP (o zamanki adı Barış ve Demokrasi Partisi idi), Şanlıurfa Suruç’ta ‘Kürtçe Ezan’ okuttu” şeklinde 7 Haziran 2011 tarihli haber bültenlerine de geçmiştir.

Star Gazetesinin haberine göre, “BDP Şanlıurfa İl Başkanı Müslüm Kaplan,Kürtçe ezanın devam edeceği”ni söylemiştir.

Tabii birkaç gün içinde bitmiştir. Çünkü Doğu-Güneydoğu halkımız İslâmi hassasiyetler konusunda Batı bölgelerimizden çok daha titizdir. Kürtçe bağırtıyı kısa süre içinde susturmuşlar, BDP (şimdi HDP) yöneticileri de bu sakil duruma mecburen son vermek zorunda kalmışlardır.

Buna rağmen, ezanı yuhalamalarından belli ki, niyetleri bakidir! CHP ve HDP’nin, “Muhammedi Ezan”dan rahatsızlıkları devam etmektedir. Bu kez rahatsızlıkları Taksim’de nüksetmiş, işi “Ezan-ı Muhammedi”yi yuhalamaya kadar götürmüşlerdir. 

Anlaşılan bu partiler, “sandık ittifakı” dışında bir de “ezanı yuhalama ittifakı”kurmuşlardır. Böylece, “tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş”tur!

Demek oluyor ki, CHP ile HDP bir şekilde iktidar olsalar, “Doğu’da Kürtçe, Batı’da Türkçe ezan” okutacaklardır. İkisinin geçmişinde bu vardır.

Böylece neden bu seçimin “Beka meselesi” olduğu da net biçimde anlaşılmıştır!

Yavuz Bahadıroğlu/Yeniakit

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir