AK Partili Zeybekci’nin akıl hocası “şarapçı Ertuğrul” mu?

Nihat Zeybekci, kendi tabiriyle “mahallenin en güzel kızı” olan İzmir’i, “kız tarafı”na mavi boncuk dağıtarak almayı planlıyor anlaşılan.

Nereden mi çıkardık bunu?

Yeterince açık değil mi?

Baksanıza, önce “AK Parti’deki arkadaşlarımız bugün içkisini içebilen, namazını da kılabilen, günü geldiğinde orucunu tutabilen bir hoşgörü alanına sahiptir” sözlerini duyduk sayın Zeybekci’den.

Geçtiğimiz hafta ise yaşam tarzı tartışmalarının bir yobazlık örneği olduğunu belirtip, “AK Parti olarak iktidara yerli içki üretimini destekleyerek geldik”dediğine şahit olduk. 

Şimdi de “şarapçı” Ertuğrul Özkök’le bir röportaj yapmış Nihat Bey. Urla’nın şarap bağlarındaki doyumsuz sohbette “Her yerde şarabı ‘iyi bilen’ bir insan olarak tanındım” diyen Ertuğrul’a, “İzmir şarabını uluslararası marka yapmak istediğini” söylemiş eski bakanımız.

Doğrusu tam isabet…

Eğer İzmir şarabı uluslararası marka yapılmak isteniyorsa, bunun PR’ını, aynı zamanda bir İzmirli olan “şarapçı Ertuğrul”dan daha iyi yapacak babayiğit(!) mi var?

Şarapçılık hazretin uzmanlık alanı. Bu konuda sertifikası bile bulunuyor.

Mezkur husustaki mütehassıslığından dolayı, yemek masalarında şarabı seçme işi hep ona bırakılmış. Hem Ertuğrul -en azından- şarap konusunda “yerli ve milli” bir duruşa sahip. 

Evvelce yerli şaraptan pek hazzetmese de şimdilerde “akşamları evinde en çok Türk şarabı içtiğini” biliyoruz. 

Evet, bunlar bildiklerimiz.

Lakin bilmediğimiz pek çok nokta da var.

Örneğin, dün “2007 seçimi öncesi Başbakan Erdoğan ile televizyon programındaydık. Yakın bir zamanda şarap üreticileri bana gelmiş, hükümetten bir yardım beklemediklerini, yalnızca engel olmamalarını iletmemi istemişlerdi. Ben de sorunlarını aktardım. Erdoğan, bana ‘Bu ülkede kaç kişi şarap içiyor ki’ diye cevap verdi. Ben de ‘Tek kişi var, o da benim’ dedim. Bir talebimizi ülkenin başbakanına kabul ettirebilmemiz için kaç kişi olmamız gerekir?” diyerek Erdoğan’a kafa tuttuğunu böbürlene böbürlene anlatan Ertuğrul’un, bugün nasıl AK Partililer tarafından şarap konusunda röportaj verilen bir hüviyete büründüğünü bilmiyoruz. 

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, “Allah’ın sıfatlarından biri olan ‘âlâ’ kelimesi, alkollü bir içecekte marka olarak kullanılamaz” diyerek içki şirketine dava açtığı bir vasatta, AK Partili bir belediye başkan adayının “içki üretimini destekleme”vaadine anlam veremiyoruz.

“Öldüğünde, son yolculuğuna Hıristiyanlarınki kadar güzel bir tabuta konarak çıkmayı isteyen”, hatta daha da ileri gidip “Keşke cenaze törenim camide değil, bir kilisede olsa” herzesini yumurtlayan Ertuğrul’la birlikte Müslüman mahallesinde salyangoz satılmak istenmesini hazmedemiyoruz.  

Evet, “haram süt emmediğini, fakat helal şarap içtiğini” söyleyebilecek kadar zıvanadan çıkan soytarılarla (hepi topu bir belediye başkanlığı için) dirsek temasına geçilmesini hiçbir şekilde içimize sindiremiyoruz.

¥

Kimse “mini etekle beş vakit namaz kılınabileceğini, başörtüsüyle içki içilebileceğini belirten ve buna cüret eden kadınların ülkesini düşlediğini”söyleyen Ertuğrul Özkök’le aynı “düş”ü kurmak zorunda değil.

“Bugün içkisini içebilen, namazını da kılabilen, günü geldiğinde orucunu tutabilen bir hoşgörü alanına sahip olan” AK Partililer bunu böyle bilsin!

Rasim Bolbol/Yeniakit

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir