Hayrünnisa Gül’ün başörtüsüne ne oldu?

Bir tiyatrocu abimiz, bir diziyi gözyaşları içinde izleyen annesini, “Bu bir senaryo anne, gerçek değil” diye uyarınca, annesi, “Bozmaaa!” diye haykırmış.
Bunlar da böyle. Tam konsantre haldeler, hiç “bozulmak” istemiyorlar.
Bir farkla ki, arkadaşımızın annesi “kurgunun” farkında; bunlar “kurguyu” hakikat sanıyor.
Bunlar dediğim, algı operatörleri tarafından zehirlenip ne verilse yiyecek kıvama getirilenler.
Yani, “siyasi şizofrenler.
Zehrin etken maddesi, nefret.

 

Nefretin doğal sonucu da yabancılaşmak, gettolaşmak, hülasa, algıya müsait hale gelmektir.
Artık başka bir evrende yaşıyorlar.
Algı evreni bu!..
Gerçek sandıklarınız yalandan ibaret deseniz de fayda etmez. Platon‘un “mağaradakileri” gibi hakikatle irtibatları kesilmiş.
Tek gerçekleri gölgeler; ışıktan bahsedilmesine hiç tahammülleri yok. FazılSay‘dan Erdal Beşikçioğlu‘na kadar linç etmeleri bundan.

***

Uyuşturucu müptelaları gibi algıya alışmışlar. Hal bu olunca gelen geçen dayıyor bunlara algıyı.
Bir eleman geçenlerde, “Türkiye birkaç haftadır Mozart’la faşizm arasındaki ilişkiyi tartışıyor” yalanını atmakla kalmadı, “Fazıl Say besteleri geçmişte yasaklandı” dedi.
Hangi bestesi yasaklandı, utanmaz müfteri?
Hayır,” eleman” dediğim Soner Yalçın değil.

 

Gezi desisesinde, “Annelerin kucağından çocuklarını alıyorlar. Çocukların çığlıklarına tanık oluyorum. Bir katliam hazırlığı bu!..” diyerek iç savaşçığırtkanlığı yapan o müptezel.
Yani, Taksim yalancısı.

***

Kasım 2018’de yazdığım bir yazıda, “Millet İttifakı” seçimlerden sonra iç savaş çıkarmaya çalışacak; zaten öteden beri “taşlı sopalı direnme hakkından” bahsediyorlar, dedim.
Bir FETÖ’cü site (aşerdikleri iç savaşı deşifre ettiğimden olsa gerek) söz konusu yazımı tersyüz etti.
O kadar ki, “Millet İttifakı” için söylediğimi “Cumhur İttifakı“na hasrettiler.
Sonra da zehirledikleri sosyolojiye bunu bi güzel yedirip, koro halinde şebeleklik yaptırdılar.
Kasım 2018’de yazdım, yineliyeyim: “Kılıçdaroğlu seçim sonuçları ne olursa olsun, halkımızın iradesine saygılıyız desin, oyumu CHP’ye vereyim…

Ne desek boş; zira, işleri güçleri yalan dolan, algı faaliyeti.
Bu CHP tayfası Natotürkçüler, FETÖ’ye hiçbir zaman karşı çıkmadılar.
Tam aksine, 17- 25 Aralık 2013‘teki “yolsuzluk susturuculu” darbekalkışmasından MİT TIR’ları kumpasına kadar destek verdiler.
Malumunuz, 15 Temmuz direnişine de “tiyatro” dediler.
Dün de böyleydiler.
Fetullah’ın 28 Şubat süreciyle zemin bulmasına neden oldular. FETÖ sınav sorularını çalıp emniyette, yargıda, TSK’da yuvalanırken, bunlar FETÖ’cü emniyetçilerin tertiplediği Fadime Şahin – Müslüm Gündüz vakası üzerinden başörtüsü düşmanlığı yapıyorlardı.

 

28 Şubatçı medya da Fetullah’ı “İslam’ın Gülen Yüzü” diye pazarlıyordu.
Hiçbir zaman değişmediler…
Hayrünnisa Gül Hanımefendi‘nin başörtüsüne kafayı taktıklarının binde biri kadar FETÖ’ye kafayı takmadılar.
Ne oldu peki?
Saygıdeğer Hanımefendi, başörtüsünü aynı şekilde aynı vakarıyla takmaya devem etmiyor mu?

Sırf eşi başörtülü diye Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı olmasına engel olmaya çalışan, “Sözde değil özde laiklik” yaygarası eşliğinde, Anayasa Mahkemesi’ne koşan CHP, “çatı adayı” diye Sayın Gül’ün eşiğine yüz sürmedi mi?
Beter olun.

Salih Tuna/Sabah gazetesi.

One thought on “Hayrünnisa Gül’ün başörtüsüne ne oldu?

  1. Ala bir yazı tespitler oturmuş. Algı operasyonlarına karşı algı operasyonları mutlaka misliyle yapılmalı. Onların hocaları fetö ve cia ise bizim ALLAH olmalı…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir