Noel mi, yılbaşı mı, Ebu Cehil mi, Aziz Valentine mi?

Kavramlarda boğulup durmak zorunda mıyız? Bu yazgı mı yoksa ayaklarımızdaki pranga mı? Dokunduğumuz zaman “fişlendiğimiz” konulardan usandık aslında ve bu döngünün kendiliğinden kırılmasını beklemek acziyetin artmasını sağlıyor.Laiklik, sekülerizm, modernite, nihilizm, deizm derken baktık ki ezan okunan topraklarda afedersiniz “dönmeler” Ramazan’da eylem düzenliyor. Bazıları pankart alıp “Hamile kalırım doğurmam” yazabiliyor.Kimse bizim gerçeklerimize inanmak ,

Zorunda olmadığı gibi bizler de kimsenin gerçeklerine inanmak zorunda değiliz. Bu konuda en hassas noktalardan biri de Mustafa Kemal mevzusu olarak icat edildi. Bugün CHP kendisini “Atatürk’ün partisi” diye sunuyor ve gariptir ki Kemal Kılıçdaroğlu “Kıyafetime dokunma” eylemleri düzenletiyor. 1934’te “kılık kıyafet kanunu” çıkaran ve bunu “devrim” diye sunan Atatürk’ün CHP’si değil miydi? İnsanların kıyafetini kanunla düzenleyenler bugün “kıyafetime dokunma” diyor ama bir türlü geçmişle hesaplaşmak istemiyor. Bu ne yaman çelişki anne!

Yine konu nereye geldi, başlıkta “Noel” yazıyor, en iyisi başlığımıza dönelim!

Noel; Hristiyanların 25 Aralık’ta kutladığı bir bayram veya ritüel.. Bu törenler din ve vicdan özgürlüğü çerçevesinde ülkemizde de meşru olarak kutlanabiliyor. Müslüman olarak Noel’e icabet etmiyoruz ama Hristiyanların kutlamasına engel olmak gibi bir niyet de beslemiyoruz. Geçtik 31 Aralık gecesine, yani yılbaşına!

Bugünkü şekliyle “yılbaşı kutlaması” kültürümüzde var mı?

Milli(!) Piyango çekilişli, çam ağaçlı yılbaşının ülkemiz insanına yakışmadığını, kutlamanın gereksiz ve anlamsız olduğunu, kültür yozlaşmasına sebebiyet verdiğini düşünüyorum.

Yılbaşı kutlanmasına itirazım var; lakin illa “kutlarım” diyene de “kut”ladığı şeyle beraber haşrolması hususunda dileklerimi iletiyorum.

“Yeni yılınızı kutlarız” mesajlarında kutlanan ve kutsanan şey nedir? Bilanço defterleri mi yıl sonu hesapları mı? Başarılı geçmiş bir miladi çalışma takvimi mi yoksa keşiş törenleri mi?

Miladi yılbaşı bizim için eğlence değil, ancak bir yılın değerlendirilmesinin yapıldığı muhasebe günü olabilir. Müslüman elbette “günlük muhasebesini” yapar, o ayrı mevzu!

Son 100 yılda “miladi yeni yılı toplumsal olarak tebrik etmeye” gerek yok! Zira ötelenen ve yok sayılan mazlumların hakkını yeterince koruyamadık! İşi hemen siyasete ve hükümete bağlamayalım; zira bu bir hükümet-siyaset mevzusu değil, söylediklerimiz hepimizi ilgilendiriyor. 

Bugün Mısır zindanlarında Müslümanlar haksızlık görüyorsa; Filistin’de çocuklar bu sene de ölmüşse; Arakan’da, Suriye’de, Doğu Türkistan’da mazlumlar işkence görüyorsa neyi kutluyorsunuz? 28 Şubat mahpusları hâlâ zindanda yatıyor. 2018 senesi içinde “şehitler” vermiş bir ülkenin evlatları olarak 31 Aralık gecesi 10’dan geriye sayıp havai fişekler patlatanlar neyi kutluyor? 

Siz “yılbaşı” diyerek Müslümanlara neyi kutsatıyorsunuz?

Noel ve yılbaşı başka diyerek “masumane eğlenti” havasına girenler var. O vakit Noel Papa’nın ne işi var ülkemizin AVM’lerinde, sokaklarında, caddelerinde!

Mehmet Akif Ersoy’a atfedilen ama Ömer Berber adlı şaire ait olduğu ifade edilen şu şiir bir hakikati dile getirir:

“Ey Âlem-i İslam’ın baş tacı, Büyük Türkiye!

Mukaddesatı unuttun, Avrupa diye diye!

Yurdumu işgal eylemiş, şu garbın safsatası,

Kiminin maymunu var, kiminin Noel Babası!”

Bu arada başlıkta bir de Aziz Valentine var. Belarus’taydım, hava soğuk, tarihi mekânları gezerken bir kiliseye denk geldik. İçeride onlarca genç çift var! Papaz Efendi’nin karşısında diz çökmüşler ve Papaz onların kafasına dokunup kutsuyor. Orada yaşayan birine “Bu nedir?” diye sorduğumda; çiftlerin sevgili(!) olduklarını ve o günün Saint Valentine’s Day (Aziz Valentine Günü) olduğunu söyledi. O gün 14 Şubat’tı! Hristiyanların “kutsandıkları gün” olan Aziz Valentine’s Day ülkemizde Sevgililer Günü diye kutlanıyor. “Kut”luyoruz ama neyi?

Birileri şimdi “Dileyen kutlasın efendim” diyecektir. Tamam gitsin kutlasınlar da neyi kutladıklarını bilsinler! Sonra bir gün bakmışsın bizim Müslüman Mehmet kardeşimiz ile Müslüman Hatice kardeşimiz Papaz’ın karşısında diz çökmüş kutsama ayini yapıyor. O gün de şunu diyecekler: “Dileyen kutsansın efendim”. 

SON SÖZ: Babası Noel olanın, dedesi Ebu Cehil olur!

RAHMETLE: Üç sene evvel bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la çıktığı yolculukta, Medine’de, Peygamberimizin(sav) huzurunda, kutsal beldelerde vefat eden kıymetli Hasan Karakaya ağabeyimize Allah’tan rahmet diliyorum. Akit ailesi olarak kendisini daima rahmetle yâd ediyoruz. Birer Fatiha okuyalım inşallah.

Hacı Yakışıklı/Yeniakit

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir