Gözyaşları sel oldu..!

AĞLIYORLAR… New York Times “Bu Kürtlere ihanettir” diye gözyaşı döküyor. “ABD’nin çekilmesi ayrıca Türkiye’ye Suriye’nin kuzeydoğusunu işgal etme tehdidi için yeşil ışık anlamına geliyor.” diye feryat ediyor. Kamışlı’daki PKKsever gazeteci Ahmet Hassan “Buradaki durum çok negatif. Şok olduk şok” diye bağırıyor. Sadece onlar mı şokta?..Hayır… PKK hamisi Avrupa’nın tamamı şokta. Fransız Le Monde gazetesi, “Trump’ın kararı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın diplomatik bir zaferi”

 

Diye yazarak dizlerini dövüyor. Orta Doğu ve Türkiye uzmanı Dorothee Schmid “Bu Türkiye için tek taraflı bir zafer olsa da, bölgenin geneli için kaygı verici” diyerek kafasını duvarlara vuruyor. “Fransa için Amerika’nın gitmesi çok rahatsız edici bir durum. Fransa’nın şimdi öncelikli olarak Türkler’le görüşmesi gerekir” diyerek gözyaşlarını siliyor. Uluslararası Kriz Grubu direktörlerinden Joost Hiltermann Amerika’nın kararının Kürtler açısından “Bir felaket” olduğunu, “rüzgârda savrulmaya bırakıldıklarını” söylüyor. Hiltermann da ağlıyor. İngiliz basını PKK’nın metres olduğunu yeni anladı. “Amerika’dan Kürt ortaklarına metres muamelesi” diyen başlıklarla ağıt yakıyorlar. BBC “Türkiye, Fırat’ın doğusuna operasyon baskısıyla ABD’yi ‘Bizimle mi yoksa terör örgütü olarak gördüğümüz unsurlarla mı müttefiksin’ sorusundan kaçamayacak noktaya getirdi.” diye haber yaparak dövünüyor.

 

“Suriye topraklarının bir kısmını kontrol altına almak Erdoğan’a, savaşı sona erdirmeye yönelik müzakerelerde pazarlık gücü de verecek” diyen uzmanlar konuşturarak hıçkırıklara boğuluyor. New York Times “Türkiye Suriye topraklarına 16 kilometre gireceğini söylüyor.SDG’yi destekleyenler Kamışlı ve Kobani gibi kentlerde, Türk sınırına yakın dar bir şeritte yaşıyor.” diye yazarak “Eyvah Kamışlı ve Kobani de mi gidecek” diyen gözlerle aval aval bakıyor. BBC karalar bağlayan bir uzman konuşturarak “Şimdi Kürtlerin eli çok daha zayıfladı.” sözleriyle hüngür hüngür takılıyor. PKK’lı SDG eşbaşkanı Riyad Derar’ın çekilme kararından sonra aniden Şam’a övgüler yağdırıyor, “Suriye ordusu ülkenin simgesidir.

Ordu ile sınırların korunması için işbirliği yapmak ulusal bir eylemdir.” diyerek yalakalıkta sınır tanımıyor. Ardından “Fakat rejim ortaklık ilişkisi istemiyor, aksine teslimiyet için emrivaki yapıyor.
Eğer bunu konuşmak isterlerse biz hazırız. diyerek hazırolda iki gözü iki çeşme yalvarıyor. Merkezi Washington’da bulunan Center for American Progress adlı düşünce kuruluşundan Max Hoffman ağzından köpükler saçarak konuşuyor. Belli ki adam delirmiş…

 

Çocuklar gibi “Göreceksiniz bakın… Bu çekilme Türkiye’ye zarar verecek. PKK’yı Şam alacak, Türklerden intikam için kullanacak” diyerek içine girdiği şoku dışa vuruyor ve nerelerden medet umar hale geldiğini adeta belgeliyor. Başkan Erdoğan’ın dün söylediği gibi “Türkiye dış politikada destan yazmaktadır destan.” Ve o tarihi konuşmanın satır aralarından önemli bir konu ortaya çıkıyor. Başkan Erdoğan “Trump bana DEAŞ’ı temizler misiniz diye sordu. Temizleriz dedik.

Sonrasında çekilmeye başladılar.” diyor. Bu DEAŞ’a operasyon yapacağımız anlamına geliyor. Suriye’nin Güneydoğusu’nda 30 kilometrekarelik bir alanda 2500 DEAŞ üyesi var.
Demek ki Suriye’nin Güneydoğusu’na da ineceğiz. Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar Doha’dan sesleniyor; “Münbiç’te, Fırat’ın doğusunda bazı çukurların, tünellerin kazıldığı söyleniyor.
İster çukur ister tünel kazsınlar, isterse yerin dibine girsinler, kazdıkları çukurlara gömülecekler” diye haykırıyor. Peki ya bizim ana muhalefet!… Afrin operasyonun bile işgal eden CHP ne yapıyor?… “Suriye’ye sakın girmeyin” diye bağırıyor dün…
Ve o da ağlıyor!.

Bekir Hazar/Takvim

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir