Onlar “şiddete hayır” dedikçe şiddet artıyorsa!?

Dün, “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü” imiş.

Gazetelerde sayfa dolusu mesajlar, haberler..

Televizyonlar saatlerce aynı konuda yayınlar yaparak vakit geçirdi..

Kimse kimseyi dövmesin..

Eyvallah..

Hele hele çocukları hiç kimse dövmesin.. Ne babası, ne annesi, ne abisi, ne ablası, ne öğretmeni..

Eyvallah..

Kadınları da kimse dövmesin..

Eyvallah..

Ama bunu söylerken..

İş tersine çevrilip de..

“Dövmeme, şiddet uygulamama” bir kenara konulup..

İş, “Şunu da yapamazsın.. Bunu da yapamazsın..” boyutuna getirilirse..

Orada uzun uzun düşünmemiz gerekir..

Amaç şiddete karşı çıkmak mı?

“Şiddeti çoğaltmak için tahrikte bulunmak” mı?

Konuyu anlamak için..

“Şiddet”e karşı çıkma ile yetinme yerine..

“Yapılamazlar listesi” yayınlanmasının ele verdiği bilinç altı operasyonunda..

Benim en fazla dikkatimi çeken sloganik cümle şu idi:

“Belki tam şu anda bir kadın, eve neden bir saat geç döndüğünü, parasını nereye harcadığını, telefonu neden ilk çalışında açmadığını açıklamaya çalışıyor karşısındaki erkeğe. Şiddetin farklı yüzleri var çünkü.”

Ne kadar çirkin..

Ne kadar şiddeti tahrik eden..

Ne kadar sinir bozucu bir söylem..

Oysa..

Böyle sinir bozucu bir söylem geliştirme yerine..

Bahsedilen o kadın, kendisinden hesap soran erkekle evliyse..

Kendisi kocası ile konuşurken, aynı soruları eşine yöneltmiyorsa..

Kocasına eve neden bir saat geç döndüğünü sormuyorsa..

Parasını nereye harcadığı konusunda bir merakı yoksa..

Telefonu ilk çaldığında açmamasının sebebini, “Beni hiç ilgilendirmez” diye kocasından öğrenmek istemiyorsa..

“Evlilik tek taraflı olmaz.. Kusura bakma. Ben sana sormuyorum.. Sen de bana sorma” der..

Boşanır..

Taraflar evli değil de.. Kadına karşı şiddetin arttığı algısı oluşturmak isteyenlerin önerdikleri türden metres ilişkisi içindeki sevgili(!)ler ise..

Ayrılırlar, olur biter..

Ama böyle kavgasız, acısız, tartışmasız çözüm kabul edilir mi?

Dışarıdan milyon dolarlar alınarak kurulan vakıf adı altındaki gizli amaçlı yapılar sayesinde Türk aile yapısını dinamitlemek isteyenler..

Böyle pratik bir çözüm ile olayın sonuçlanmasına razı olurlar mı hiç?

Onların derdi, kavga çıkartmak..

Boşanmanın çok ötesinde, toplumu felç etmek..

Erkeği kızdırıp, kadının üzerine saldırtmak..

Kadını tahrik edip, erkeğin tepesine çıkartmak..

Boşanma, olayın en masumane çözümü..

Taraflar birbirlerine şiddet göstermeli..

Şiddet ne kelime..

Vicdansızca öldürmeli..

Sadece eşini değil, annesini, babasını, kardeşini de öldürmeli..

Hatta küçücük çocukları bile kurşunlamalı.

En sonunda da kendi kafasına sıkmalı ki..

“Kadına şiddet” algısı ile insanları sokağa dökmeye çalışanlar rahatlasınlar..

Onun içindir ki..

Bir avuç feminist kadın, 6284 sayılı yasayı AK Parti iktidarına çıkarttırdı..

O yasa çıktıktan sonra, kadına şiddet olayları iki misli arttı..

Ama onlar, “6284 sayılı kanun şöyle güzel, böyle güzel” söylemleri ile, hâlâ o kanuna toz kondurtmuyorlar..

Neymiş?

“Bir alo diyorsunuz, polis anında evinize geliyor”muş..

“Bir dilekçe veriyorsunuz, mahkeme anında, koruma kararı veriyor”muş..

Eeee?

Polis geliyor da ne oluyor?

Mahkeme koruma kararı veriyor da ne oluyor?

Rakamlar ortada..

Öldürülen kadın sayısındaki artış ortada..

Kendi kafasına sıkan koca sayısı, cinnet sonucu vahşice öldürülen çocuk sayısı ortada..

6284 sayılı yasa ile birlikte, bu sayıların hepsi artmış..

Demek ki, yanlış yapılan bir şey var..

Getirilen kanun ile önlenmek istenen şiddet,  azaltılamamış.. Tam aksine artmış..

Tabii ki, hiç kimsenin, “Erkekler, eşlerini öldüresiye dövsün” dediği yok….

Ama lütfen..

Kadına şiddet önlenmeli derken..

“Erkek de neymiş. Evlenmem, hayatımı yaşarım. Bir akşam onunla.. Diğer akşam bununla” kafasındaki feministlerin söylemleri ile de çözüm aranmamalı..

“Vücut benim değil mi, istersem doğururum, istersem düşürürüm” diyenlere..

“Sen vücudunu ister para karşılığı sat.. İstersen zevk uğruna erkeklerin kölesi ol.. Ama lütfen, evli kadınların sorunlarına burnunu sokma” demediğimiz müddetçe..

“Kadına şiddet” bitmez..

Ailenin içine, polisi soktuğumuz müddetçe..

Hakimi, savcıyı karıştırdığımız müddetçe, şiddet azalmaz, artar..

Rakamlar ortada..

Ali Karahasanoğlu/Yeniakit

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir