Batılılara göre bizde ve “Batı kadını”

Onaltıncı Yüzyıl gezginlerinden Canaye’ye (Le Voyage de Philippe du Fresna-Canaye, ed. M. A. Hauser, Paris, 1897) göre, “Osmanlı kadını ince zevkli ve becerikli”dir…

Lady Montagu: “Türk kadınları arasında zarif ve güzel olmayan kadın görülemez… Her ne kadar bütün Hıristiyanlık âlemi içerisinde İngiliz sarayının en zarif kadınların bulunduğu yer olarak inanılsa da, orada bile bu kadar zarif kadın yoktur” (Briefe aus dem Orient).

D’Ohsson:“Güzel şekiller, siyah ve parlak gözler, sağlıklı hareketler, uyumlu renkler, aşırıya kaçmayan ziynetler ve her şeyden önemlisi zarafet, bu ülkenin kadınlarını Avrupalılardan ayırır.” 

Julia Pardoe, Olivier, Gautier, La Borenne Durand de Fontmagne, Edmondo de Amicis başta olmak üzere, birçok Avrupalı seyyahın (gezgin) kaleminden yukarıdakine benzer tespitler çıkmıştır.

Bunların tümünün özeti, Türk kadınlarının zarafet konusunda tüm dünya kadınlarına örnek olacak durumda olduklarıdır.

Kendilerine değer verilmiş, hattâ baş tacı edilmiş, İslâmî esaslar çerçevesinde Osmanlı kadını yüceltilmiştir.

“Aynı çağlarda Avrupa kadınının durumu neydi?” diye sorarsanız, Onsekizinci Yüzyıl sonlarına kadar Avrupa’da kadın dövmek son derece doğal sayılırdı. Hatta pazarlarda, kadın dövmek için özel surette yapılmış sopa ve kırbaçlar satılırdı.

Dahası, kadın dövmenin,“sinirleri yatıştırdığı”na inanılır ve tavsiye edilirdi.

Meşhur tarihçi Brantom, “Onaltıncı Yüzyıl Almanyası’nda, sadakat göstermeyen kadının kocası tarafından öldürülmesine izin verildiğini” yazıyor.

1558 tarihli “Frankenhaus Kanunnamesi”ne bu maksatla bir de madde konmuştu: “…Aldatılan erkek öfkeye kapılıp nikâhlı karısını öldürürse, erkeğin bu fiili ceza gerektirmez.” (bu madde ancak 1900’de kaldırıldı).

Onyedinci Yüzyılın sonlarına kadar, İngiliz gazeteleri,“satılık kadın” ilanlarıyla doluydu. Hem de, “Büyük fırsat… Kelepir mal” başlıkları eşliğinde… 

Ve ortalama fiyat dört Şilindi (sudan ucuz yani).

Eşleri tarafından satılan kadınların üzerinde bir süre sonra kocasının hak iddia etmemesi için, belediye, “tapu” işlevi gören bir belge tanzim edip verirdi.

Batı’da “kadın” üzerine söylenmiş atasözlerine de kısaca bakalım isterseniz:

“Kadın şeytandan beterdir”…

“Kadın erkeği tuzağa düşüren bir örümcektir”…

“Karısı olanın arısı var demektir, ne zaman sokacağı belli olmaz”…

“Kadın zarurî bir baş belâsıdır”…

“Kadın erkeğin sabunudur” (Kirini temizler anlamında)…

“Kadın dili kesilse bile susmaz”…

“Kadın dövülür, fakat öldürülmez” (fransız yazar Quitart’ ın “Proverbes Sur Les Femmes” kitabından)… 

Bütün bunları bilmeden ekrana çıkıp “Kadın dövme geleneğimiz var!” diye ahkâm kesmek, olacak iş değil…

Ama yıllardan beri yapılıyor. Kulaktan dolma bilgilerle “kadına şiddet” olgusuna bir anlamda katkıda bulunuluyor.

Son söz, Peygamber Efendimiz’den olsun: “Cennet anaların ayakları  altındadır”.

Yavuz Bahadıroğlu/Yeniakit

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir