Bir Müslüman Şeriata karşı olabilir mi?

Müslüman zaten “şeriatçı” anlamına gelir. Yoksa Allah’a inanıp şeriata karşı olmak, bir insanı Müslüman yapmaz. Çünkü İblis de Allah’a inanıyordu.

Fakat İblis’i şeytan yapan Allah’ın emirlerine yani şeriata karşı gelmesi, dolayısıyla Allah’a savaş açmasıd Haber Vaktim yazarı Mustafa Durdu “Şeriatçı – Kâfir Çatışması” başlıklı yazısında “zilletin tavan yaptığı bir zaman diliminde yaşadığımızı” öne sürdü ve şunları yazdı: Şeriat İslam’dır, anayasa Kur’an’dır. Şerîat yani şer’-i şerîf, “Allah’ın kanunları” anlamına gelir.
Şerîat; Şerîat-ı Garra, Şerîat-ı İslamiyye veya Şerîat-ı Muhammediyye olarak da bilinir. Şerîat, doğru yoldur. Kelime, tür ismi olarak kanun, yasa, nizam anlamına gelir. Böylece Hristiyan şeriatı, Yahudi şeriatı gibi Demokrasi veya Komünizm şeriatından da bahsedilebilir.

Fakat şeriatın özel anlamı; “Allah’ın yasası”, “Allah’ın kanunu”dur. Laikler, solcular, Kemalistler ve kartel medyasında şeriat, “düşman” olarak gösterilir. Onlar için şeriatçı en büyük düşmandır. Oysa şeriat İslam’ın kendisi olup Allah’ın emir ve yasaklarının bütününü teşkil eder. Yani şeriat nasıl İslam demekse şeriatçı da Müslüman demektir.

Müslüman zaten “şeriatçı” anlamına gelir. Yoksa Allah’a inanıp şeriata karşı olmak, bir insanı Müslüman yapmaz. Çünkü İblis de Allah’a inanıyordu. Hatta onun Allah’a imanı birçok insandan daha kavidir. Çünkü İblis Allah’la muhaverede bulunmuş onu görmüştür. Fakat İblis’i şeytan yapan Allah’ın emirlerine yani şeriata karşı gelmesi, dolayısıyla Allah’a savaş açmasıdır.

İşte insanlardan da şeriata yani İslam’a, Allah’ın kanunlarına karşı gelenler şeytanlaşmış insanlardır. Onların yegane düşmanı şeriattır, yani İslam’dır. Bunlar da küfür ehlini oluştururlar. Küfür de tek millettir. Demek ki Allah’ın emir ve yasaklarına itaat etmemek şeriata itiraz etmektir ve bu da ahirette ebedî cehennem hayatıdır. Her Müslüman şeriat taraftarıdır. “Ben Müslüman’ım ama şeriata karşıyım.” demek, zımnen, “Ben aslında gayrimüslim’im.” demektir. Şeriat sisteminde yaşayan Gayrimüslimlerin adı “zımmî”dir.

Günümüz terminolojisi ile söylersek Allah’ın yasaları, “kanunlar”ı teşkil ederken Peygamberimiz Hz. Muhammed Aleyhisselam’ın sünnet-i seniyyesi de “kanun hükmünde kararnameler”dir. Şeriat özel hukuk ve kamu hukukunu kapsar. Müslüman, şeriatı hayatında yaşayan ve onu rejim haline getirmek için çaba sarf eden kişi demektir. Bu hakikatleri birileri unutturmak istiyor. Özellikle din baronları şeriattan hiç söz etmezler.

Çünkü şeriat geldiği zaman onların makamları ve sahte ilahlıkları da sarsılacaktır. Türkiye’nin yüzde doksanı, hadi bilemediniz, yüzde sekseni Müslüman’dır. Müslüman da şeriatçı demektir. Bu noktadan bakıldığı zaman Türkiye’nin çoğunluğu şeriatçıdır.

Fakat şeriatçı ile Müslüman’ın aynı şey olduğunu bilmeden şeriata karşı olanlar, farkında olmadan Gayrimüslim pozisyonuna geçiyorlar. Fakat şeriata bilinçli bir şekilde karşı olanların oranı, bilmeden karşı olanlardan daha fazladır. Buna rağmen Müslümanlıktan dem vurabiliyorlar. Bunların durumu Mekkeli münafıkların durumu gibidir.

Dünyada insanlar üç kategoriye ayrılır: Gayrimüslim, Münafık ve Şeriatçı. İnsanlar mutlaka ama mutlaka bu üç gruptan birisine dahildir. Aynı anda üçünü de kabul edenler Münafık kategorisinde veya doğrudan Gayrimüslim grubunda değerlendirilir. Bundan dolayı, Türkiye’de Müslümanların kendilerini gözden geçirmeleri gerekir. İmanın kalple ilgili boyutu da vardır.

Dolayısıyla bir insanın Mümin olup olmadığını anlamak için kalbini yarıp bakamayız. İşte burada Şeriat devreye girer. Bir insanın Müslim ya da Gayrimüslim olup olmadığını şeriat karşısındaki pozisyonuna göre anlayabiliriz. Şüphesiz ki Gayrimüslimler şeriata yani Allah’ın kanunlarına amansız düşmanlık gösterirler. Oysa şeriat Gayrimüslimler için bile esenlik kaynağıdır. Onun malının, canının ve namusunun koruyucusudur. Bu konuda örnekler verelim. Mesela Demokrasi veya Liberalizm şeriatında (kanununda) içki içmek ve kerhane (genelevi) açmak serbesttir.

Kimse kimseye müdahale edemez. Herkes alenen zina edebilir. Herkes özgürdür. Oysa İslam şeriatında içki içmek, zina etmek Müslümanlara yasaktır. Kimse kerhane işletemez. Devlet, Allah’ın emirlerini ve yasaklarını uygular. Müslüman bir kötülük gördüğü zaman onu eliyle düzeltir.

Buna gücü yetmezse diliyle düzeltir. Ona da gücü yetmezse imanın en düşük seviyesi olan buğzetme yöntemini benimser. Günümüzde Müslüman olduğunu söyleyenlerin çoğu en fazla buğz ile iştigal etmekte, bazıları onu bile çok görmektedir. Bu durum, zilletin tavan yaptığı bir zaman diliminde yaşadığımızın delilidir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir