Muhtarlar doğal Cumhurbaşkanı adayıdır!

Muharrem İnce’nin, CNN Türk’te yayınlanan Tarafsız Bölge programına çıkacağını duyduğumda şaşırmıştım.

Öyle ya!

Milletvekili desen değil, genel başkan yardımcısı desen o da değil. Partisinin kapısından dahi içeri alınmıyor. O halde neden durup dururken CNN Türk gibi milyonların izlediği bir ekrana çıkartılır?

Neyse ki sorunun cevabını, Muharrem İnce’den almış olduk.

Adam İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olmak istiyor! E, bunun için de izlemesi gereken tek bir yol var. Televizyona çıkarak kamuoyu desteğini arkasına alacak ki partisi de bu kamuoyu baskısına dayanamayıp kendisini aday göstersin değil mi?

Başkan adayı olmak istiyor istemesine ama bu konuda çok hevesli olduğunu da belli etmemeye çalışıyor.

“Ben yeniden Cumhurbaşkanı adayı olacağım” diyor ama hemen sonrasında, “Partimin vereceği her görevi yerine getirmeye hazırım” diyerek Kılıçdaroğlu’na kur yapmayı da ihmal etmiyor.

Daha önce, “CHP’nin Genel Başkanı, doğal Cumhurbaşkanı adayıdır. Bundan kaçamaz” diyordu hatırlarsanız. Şimdi ise kendisine yer yapmak için bakın ne diyor:

“Bugün İstanbul’u alacak olan bir belediye başkanı, doğal olarak cumhurbaşkanı adayıdır!”

Anlaşılan kendisi bir koltuğa oturuncaya kadar bu söylem devam edip gidecek.

Yarın, “Yalova’yı alan doğal Cumhurbaşkanı adayıdır. Bundan kaçamaz” diyecek. Bir sonrakine, “Muhtarlar zaten doğal Cumhurbaşkanı adayıdır” diyerek çıtayı giderek düşürecek herhâlde…

Yalnız Kemal Kılıçdaroğlu kendisini aday gösterir mi bir kez daha, “Gel bakalım Muharrem” der mi orası belli değil işte. Yani en son başına gelenleri hepimiz canlı yayınlarda izledik.

Adamcağız adeta öldü öldü dirildi.

Parti yönetimini değiştirdi, il başkanlarına operasyon yaptı da ancak yakasını kurtarabildi. Şahsi kanaatim odur ki, aynı sorunları bir kez daya yaşamamak için İnce’yi değil İstanbul Büyükşehir’e başkan adayı göstermek, ilçe yönetimine bile almaz!

Hadi aday gösterdi diyelim.

Muharrem İnce Cumhurbaşkanlığı seçiminde aldığı yenilgiyi zafere döndüremez. Çünkü İnce seçimlerin seyrini değiştirecek çıkışı yapamıyor. Yaptığı tek şey, köşeye sıkıştığında geri vitese takmak, bir ileri iki geri yapmak.

İşte aynı programda izledik.

Adam, kendi ayağına sıkmanın nasıl bir şey olduğunu kendi ağzıyla anlattı. “Metin Temel Paşa’nın apoletlerini sökeceğim tartışmasında entelektüel kesim yanlış yapmadığımı söyledi ama daha alt tabaka yanlış dedi. Sonuçta yanlış yapmamışım” diyerek siyasi hayatını bitirecek sonuca doğru koştuğunu adeta belgelemiş oldu.

E, şimdi “alt tabaka” diyerek aşağıladığı kesim bu sözlerden sonra kendisine oy verir mi? Değil belediye başkanı yapmak, muhtarlık seçimlerinde aza olarak dahi seçer mi?

Hele hele…

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, “Kazanırsam Selahattin Demirtaş’ı hapisten çıkarıp kendime yardımcı yapacağım” diyen birine bir daha seçim yüzü gösterir mi?

Hiç sanmıyorum!

Dolayısıyla, Muharrem İnce’nin ya da CHP’nin İstanbul’u alma hayali, Bizans’ın İstanbul’u geri alma hayalinin dahi önüne geçemez!

Bu kadar net!

BEN NE YAZDIM, SİZ NE ANLADINIZ?

Bir önceki yazımda Türkiye toprakları üzerinde yaşayan Suriyelilerle ilgili önemli bir noktaya dikkat çekmiştim. Demiştim ki

“Aramızda yaşamasına rağmen kanunlarımızı takmayan, değerlerimize saygısı olmayan, ırzımıza, namusumuza el ve dil uzatan Suriyeliler hakkında cezai yaptırım uygulansın.

Ayrıca…

Bugüne kadar bayramlarda ülkesine giden 300 bine yakın Suriyeli kendi şehirlerinde yeni bir yaşam kurdu ve geri dönmedi. Bunun yanı sıra, her bayramda ülkesine gidip dönen Suriyeliler şayet keyfe keder gidip geliyorsa, onların da ebediyen gönderilmesi gerekiyor”

Evet, bunları söylemiş ve yazının birkaç yerine, “Bu kural içimizde yaşayan Suriyelilerin tamamı için uygulansın diyecek kadar vicdansız biri değilim”notunu da özellikle iliştirmiştim.

Görünen o ki ya ben meramımı doğru dürüst anlatamadım, ya da siz beni tam olarak anlamadınız ya da anlamak istemediniz.

Bir kez daha altını çizmekte yarar görüyorum.

Bu kardeşiniz; yaz, kış, bayram, seyran dinlemeden Hatay’da yaşayan Suriyeli kimsesizlere imkanlar ölçüsünde yardım götüren biridir.

Hem de tırlarla, kamyonlarla…

Onun için, “Sen de mi Suriyeli düşmanı oldun?” gibi sözlerinizin bir tek harfini üzerime alınmam. Suriyeliler üzerinden bir iç kargaşa çıkarmak isteyenlerle beni aynı kefeye koyarsanız, buna da razı olmam.

Bilmem bu kez anlatabildim mi?

Süleyman Özışık

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir