28 Şubat davasında Karadayı ve Çevik Bir için müebbet hapis istendi..

Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 28 Şubat davasında esas hakkındaki mütalaa açıklanıyor. Duruşma savcısı, dönemin Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı’nın 05 Mayıs 1997 tarihinden itibaren Batı Çalışma Grubu’ndan haberdar olduğunu söyledi.

Savcı, Batı Çalışma Grubu’nun Refah Yol hükümetini düşürmek için Genelkurmay Karargahında dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Çevik Bir’in başkanlığında toplantılar yaptığını kaydetti. 04 Şubat 1997’de Sincan’dan tankların yürütüldüğünü anımsatan savcı, tankların yürütülmesinin 6 ayda bir yapılan eğitim programı olduğunun söylenildiğini, Genelkurmay’ın ise böyle bir eğitim programı olmadığını bildirdiğini aktardı.

Genelkurmay’ın açıklamasına rağmen gazetelerin “gövde gösterisi” şeklinde manşetler attığının altını çizen duruşma savcısı, medyanın 28 Şubat darbesine katkısına dikkat çekti. Savcı, esas hakkındaki mütalaasını açıklamaya devam ediyor.

Hafızalardaki 28 Şubat
Türkiye tarihine “post modern darbe” olarak geçen ve toplum ile siyaset üzerinde derin postal izleri bırakan 28 Şubat’ı geride bırakalı 19 yıl oldu. “Hakkında duruşmaları devam eden davalar açıldı.

Türkiye’nin son askeri müdahalesi olan 28 Şubat, 1997’de Necmettin Erbakan ve Tansu Çiller hükümetinin silahlı kuvvetler tarafından istifaya zorlanmasıyla yaşandı. 27 Mart, 27 Mayıs ve 12 Eylül darbelerinin aksine, askerler 28 Şubat’ta yönetime bizzat el koymadı. Bunun yerine medya üzerinden bir savaş verildi. Askerlerin hükümeti görevden zorla almaması da 28 Şubat’ın “post-modern darbe” olarak anılmasına yol açtı. Askerlerin deyimiyle “demokrasiye balans ayarı” yapıldı.Necmettin Erbakan’ın genel başkanı olduğu Refah Partisi, tüm medya baskısına rağmen 1995 seçimlerinden birinci parti olarak çıkmayı başarmıştı.

Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, hükümet kurma görevini Erbakan’a vermemek için çok uğraşsa da sonunda mecbur kaldı. Refah’ın hükümeti kurması ve Erbakan’ın Başbakan olmasıyla birlikte Türkiye’de toplu bir cinnet senaryosu sahneye kondu. Halkın seçtiği bir partinin ülkeyi halk adına yönetecek olması başta işadamları olmak üzere pek çok cenahı rahatsız etmişti. TÜSİAD’ın, medyanın, askerlerin üçlü koalisyonuyla seçimle gelen iktidar, korku senaryoları ve nihayetinde askeri tanklarla yıkıldı. Ardından Refah Partisi kapatıldı, yöneticilerine siyasi yasak konuldu. Başarılı bir algı operasyonuydu, çünkü bütün fatura da o günlerde darbe yapılan insanlara kesildi. 28 Şubat’ta onlarca banka batırıldı, Türkiye milyarlarca dolar zarara uğratıldı. Gayrı safi milli hasılanın üçte biri buharlaştırıldı. Dönemin kuvvetli ve kudretli bir paşası ’28 Şubat bin yıl sürecek’ demişti.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir